Yilmaz Güney Kitap




Dokuz yüz elli altıda, bir yazımda, 'komünizm propagandası' yaptığım gerekçesiyle -ki bu yazıdan, bir buçuk yıl ağır hapis, altı ay sürgün, ömür boyu amme haklarından yoksunluk cezalarına çarptırıldım- savcılık önüne çıkartıldım. Komünizmle ilgili, bilimsel anlamda dişe dokunur bilgim yoktu. Durumumu en açık biçimiyle savcıya anlatmaya çalıştım. Marks, Engels, Lenin ve diğer devrim ustalarının bir tek kitabını okumadan nasıl 'komünist' olunurdu. Bana dedi ki 'biz sizin ne olduğunuzu, ne olacağınızı biliriz.

'Boynu Bükük Öldüler' Nevşehir Cevaevinde, siyasiler koğuşunun en dip köşesinde, rutubetli bir duvara komşu bir ranzada, geceli gündüzlü on altı aylık bir çalışmanın ürünüdür. Ranzamdan hiç indirmediğim küçük bir masam vardı. Yatma zamanı gelince, ayakucuma çeker, ayaklarımı altına sokar uyurdum. Çoğunlukla, anlattığım insanları görürdüm düşlerimde, onlarla yaşardım. Altmış üç haziranında sürgünden döndüğümde, bir gazetede yayınlanması olanaklarını aradım, bulamadım. Altmış altıda, bir arkadaş basmak istedi. O günlerde ünü giderek artan bir sinema oyuncusuydum. Adım 'Çirkin Kral'dı.

.-Yılmaz Güney-


---------------------------------------------------




Sürü'nün hikaye olarak bilincimde döllenişi,1972-73'lere, köklü bir değişimi içeren sarsıntılı Selimiye günlerime rastlar. Kalın ciltli bir deftere, kaba hatlarıyla yazdığım, kabaca sahne sıralaması yaptığım onlarca film hikayesinden biriydi. Günün birinde bu denli ünlü olacağından, sinema tarihimizde bir dönemeç noktası oluşturacağından, uluslararası değerde ödüller kazanacağından habersiz, yıllarca o defter sayfaları arasında sessiz sedasız kaldı.1978 Mart'ında, İzmit Cezaevinde bir rastlantı onu gün ışığına çıkarmasa idi, belki de daha uzun yıllar o soluk sayfalar arasında kalacaktı; belki de film olabilme şansına hiçbir zaman sahip olamayacaktı...


---------------------------------------------------



Bir yanda, dünyaya gözünü açtığı andan bu yana algıladığı, öğrendiği, öğrettikleri, edindiği kişisel, toplumsal alışkanlıklar pislikler, inançlar... tavır davranış, konuşma biçimi, düşünce biçim haline gelmiş yönetici ölçüler, üzülmeden sinmeye... ürkekliğe... ürkeklikten ataklığa dek, bin bir kılığa giren korkuları, saygı, sevgi, iyilik, kötülük, mertlik, dürüstlük, gelenek, görenek, töre, gizli açık bir yığın güç... kurum... kişiliğinin dokusunu oluşturan bir yığın renk, olay, ses... Öte yanda, taa çocukluğundan bu yana, bu ana biriken toplumsallığın zorunlu ürüne tepki... Bilinç içinde oluşan karşı bilinci... gelişen, artık karşı konulamayan, kendi sınırlarını zorlayan, sınırlarıyla uzlaşamayan insanca yaşama mayası... Karşı bilinç ve onun payına düşen bilinç altı, sağlıklı bedensel tepki... Salpa, sağduyusuyla da, gelişen bu zorunlu güçlerin yanında yerini alıyordu.

--------------------------------------



Boynu Bükük Öldüler romanının başında Yılmaz Güney, 'Herkesin özlediği, düşlerini kurduğu bir şehir vardır. Ben Adana'yı severim. İşte orada, Adana'da, sevdiğim insanlar yaşar...' der ve romanı sevdiği bir insana adar. 'Umut', Güney'in çok sevdiği Adana'da, kendinden insanların arasında çekildi.

--------------------------------------



Uzun yıllar en zorlu günlerinde yakın dostu, çalışma arkadaşı, sırdaşı olan Nihat Behram'ın cezaevi koğuşlarından devlet kokteyllerine, mahkeme kapılarından uluslararası davetlere, politik platformlardan kabadayılar alemine; Türkiye'den İsviçre'ye, Hindistan'dan Fransa'ya her biri belgelere dayanan, yakın arkadaşlık, politika ve iş ilişkilerinde derinleşen roman tadında anıları...

Cezaevinden yazılmış mektuplar, gizli haberleşmeler; öncesi ve sonrasıyla firarın gerçek öyküsü; ölümünden birkaç ay önce birlikte gittikleri Kıbrıs anıları ve son günleri...

'Nihat'ın çoğu bildiğimiz, doğruluğuna tanıklık edebileceğimiz olaylardan söz eden anıları, ağır basan duygu yüküne karşın, hemen de çoğu belgelere dayatılmış, nesnellik ölçüleri içinde akları karaları verirken grileri unutmayan anlatımıyla yararlı bir iş yapıldığı izlenimi bıraktı bende.' -Vedat Türkali-

'Uydurma serüvenlerle, efsanevi masallarla şişirilmiş, yalan yanlış bilgilerle halka sunulmuş onca firar öyküsünden sonra bu işi Yılmaz Güney'le birlikte tasarlayıp kotaran kişiden, Nihat Behram'dan dinlemeyi kim istemez! '
 
-Zeynep Oral-
---------------------------------------------------


 
YÖNETIM VE DENETIM KURULU

Baskan : Veli Kara Tel.:0033683559916
Mehmet Kul Tel:0041-78-9146227
Aziz Simsek Tel:0033-6-47395834
Hasan Terzi Tel:0033-6-30154688
Duran Terzi Tel:0033-6-76941286
Ali T. Güner Tel:0033-6-51954181
Halil Deniz Tel:0041-76-5644475
Seyit Cicek Tel:0033-6-95950065
Hüseyin Kul Tel:0049-163-1451471
Mustafa Isbilir Tel: 0041763417355
Dursun Isbilir Tel:0049-57-88193217
Halil Kul palta Tel.016096941016
Mustafa Colak Tel:0041612610200
Hasan Deniz Tel:0049-1625966698

Arkadaslarimizin sorumlu olduklari Ova´yi ögrenmek icin sayfamizin sol tarafinda "Nergele Vakfi" Butto´nuna basip orda "Yönetim ve denetim kurulu" adindaki alt sayfaya bakiniz.

Geçen 20 Yil boyunca emegi gecen, Vakfimizi bugüne tasiyan ve yönetimde yer alan bütün Nergele´lerimize en icten Tesekkürlerimizi sunuyoruz

Nergele Vakfi
Facebook beğen
 
 

Mehmet Kul son Kitapi cikti
 

 
Heute waren schon 203 ziyaretçi (510 klik) hier!