Erdogan Aydin
Kimlik Mücadelesinde Alevilik

Alevilik nedir? İslamiyetle ilişkisi ne? İslamın özü veya bir mezhebi mi, yoksa özgün bir inanç örneği mi? Alevilik İslam'ın ilk ayrışmasında mı oluştu, yoksa zorla Müslümanlaştırılan halkların geleneksel inançlarının sentezi mi? Aleviliğin tarihsel ve teolojik kaynakları nelerdir? Aleviliğin gerçek inanç önderleri kimdir? Aleviliğin temel kavramı olan Ali gerçekte neyi ifade ediyor? Geleneksel veya modern dönemlerin bütününde egemenler Aleviliği niye sevmedi, niçin asimile ediyorlar? Alevilik tarihi boyunca niçin sorun oldu? Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bu sorunun kaynağı neydi, Cumhuriyet döneminde nedir? Alevi yerleşim birimleri niçin provoke ediliyor, Alevilere yönelik toplumsal önyargılar niçin besleniyor? Alevilik Anadolu sınıflar mücadelesi tarihinde nereye oturuyor? Alevilik tarihsel olarak sol bir tutum mu? Alevi kimliğine yabancılaşmadan sağcı olmak mümkün mü? Aleviliğin etnik bir niteliği var mı? Alevi kimliğinin yaşadığı ayrışmaların nedeni ne? Modern koşullardaki kurumlaşma mücadelesinin sorunları nelerdir? Alevilik günümüz koşullarında bir çözüm seçeneği mi? Alevi sorununun çözümü nasıl mümkün? Alevi özbilinci ve örgütlülüğünün geliştiği günümüz koşullarında bu kitap, bu ve benzeri sorulara yanıt veriyor.



---------------------------------------------------


İslamiyet Gerçeği-III: İslamiyette Ahlak ve Kadın


Dinsel ideoloji, kendisini en çok ahlâk alanında güçlü zannetmekte ve insanlığa en olumlu ahlâki çerçeveyi kendisinin verebildiğini düşünmektedir. Dahası; yaşanan ahlâki erozyonun dinden uzaklaşmaktan kaynaklandığını ve ahlâkın dinden ayrı korunamayacağını iddia etmektedir. Peki ama bu yargıların doğruluk payı var mıdır gerçekten? Bu kitap, dinin ahlâk alanına ilişkin iddialarının ne yazık ki gerçek dışı olduğunu ortaya koymaktadır. Ahlâkın ne olup olmadığı temelinde kapsamlı bir sorgulama yapan bu kitap, Şeriat ahlâkının, gerçekte 7. yüzyıl Arap toplumunun değerleriyle örtüştüğünü ve çağdaş ahlâki değerler karşısında çok geri ve savunulamaz olduğunu göstermektedir.


---------------------------------------------------

İslamiyet Gerçeği-II: İslamiyet ve Bilim


islam tarihinde dinin bilimle çatışma örnekleri, Hıristiyan tarihi ile kıyaslanmayacak kadar sınırlıdır. Bu durum diğer dinlerden ayrımla İslamiyetin bilimle uyuştuğu iddiasına gerekçe yapılmaktadır. Bununla da yetinilmemekte, Kur'an'ın ifadeleri ile bilimsel bulguların örtüştüğüne ilişkin yaygın iddialar üretilmektedir.Peki ama İslamiyetin, bilimin felsefesi ve bulgularıyla örtüştüğü iddiası doğru mudur gerçekten?İslamiyet Gerçeği'nin bu ikinci cildi, söz konusu iddiaların, hem felsefi ve tarihsel düzlemde tamamen yanlış olduğunu, hem de bilimsel bulgularla Kur'an'ın yargıları arasında tam bir karşıtlık olduğunu tek tek örnekleriyle göstermektedir.

---------------------------------------------------

İslamiyet Gerçeği-I: Kur'an ve Din


Bugüne kadar en çok okunmuş, ezberlenmiş, uğrunda en çok kan akıtılmış, toplumsal kültürleri ve tarihin şekillenişini en çok etkilemiş kitaplar, hiç kuşkusuz Tevrat, İncil ve Kur'an'dır. Bununla birliltte onlann koşullanma ve korkulardan uzak, gerçekten anlaşılarak okunduğunu söylemek olanaksız. İslamiyet Gerçeği, Kur'an'ın tarihsel oluşumu, kaynakları, biçim ve içeriğiyle kapsamlı bir analizini yaparak işte bu ihtiyacı Itarşılamaktadır. Okunduğunda da görüleceği gibi bu kitap, Kur'an'ın bilimsel ve toplumcu açıdan Türkçe'de yapılmış en bütünlüklü tefsiri (yorumu) örneğidir. Server Tanllli'nin ifadesiyle, "ciddi bir araştırmacı ve put Ittrıcı bir kalem" olan Erdoğan Aydın'ın bu kitabı, "yalnız yararlanılan değil, aynı zamanda gözleri açan bir eser."

---------------------------------------------------




Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyet’i “din ve hidayet aşkıyla”, kendiliğinden benimsediğimiz yolunda koşullandırılmıştık. Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylem ise bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor. Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için doğru bir tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle; Erdoğan Aydın bu kitabında, Müslümanlaştırılmamızın dramatik öyküsünü ve bunun toplumumuza etkilerini gün ışığına çıkartıyor.
 
---------------------------------------------------
Osmanlı Gerçeği


"Erdoğan Aydın'ın 90'lı yıllarda yayımladığı “İslamiyet Gerçeği” ile “Nasıl Müslüman Olduk?” adlı kitapları, yalnız yararlanılan değil, gözleri açan eserler de oldular. Yazarımız pek ciddi bir araştırmacı, dahası put kırıcı bir kalem. “Osmanlı Gerçeği”, konuyla ilgili olarak, birkaç dişe dokunur çalışmadan biri. Bu kitap okunmadan Osmanlı tarihi anlaşılamaz." Server Tanilli Bu bir gayri resmi Osmanlı Tarihi; yani okullarda öğretilen-lerden, ırkçı ve şeriatçıların tarih diye yazdıkları propaganda metinlerinden ve tabii bu işi çok daha ince yapan resmi tarihçilerin yazdıklarından farklı bir tarih... Öncelikle her türden tahakküm ilişkisine karşı; bu yüzden Osmanlı'dan yana değil Türkmenlerden yana, padişahlardan yana değil halktan yana, fetihlerden yana değil barıştan yana... Osmanlı'nın 1299'da kurulduğu safsatası başta olmak üzere bir dizi efsaneyle beslenen Osmanlı tablosunu indirip yerine gerçeğini koymayı amaçlayan bir tarih çalışması. Bu nedenle tarih diye hamaset okumaya koşullandırılmış okuyucuların çok öfkelenerek başlayacakları, ama eminiz ki gerçeklerle tanışacakları bir kitap.


---------------------------------------------------

İslamcılık ve Din Politikaları

Türkiye'de toplumun kontrolü ve tektipleştirilmesinde dinin kullanılması, Osmanlıdan devralınan bir devlet geleneği olmuştur. Bu bağlamda toplumun. Cumhuriyetin 83. yılında bile hala niye tebaalıktan yurttaş bilincine ulaşamadığı sorusunun yanıtı, egemenlerin toplum karşısındaki bu anti-demokratik yöneliminden bağımsız anlaşılamaz, Rejimin derinleşen krizi ve ABD'nin de yönlendirmesiyle 1980 sonrasında izlenen İslamizasyonun avantajıyla hızla büyüyen İslamcı hareket, i 990 sonrasında denetimden çıkıp Cumhuriyet'i kendine göre belirleme yönelimiyle iktidar seçeneği haline gelmiştir. Böyle olunca toplumsal mühendislik, bu sefer de İslamcıların iktidarsızlaştırıtması için kullanılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda 28 Şubat f 997 müdahelesi, devletin dinsel hareketi destekleyici konumdan bastına konuma geçişinin miladı olacaktır. İslamcı hareket, 28 Şubat'ın başarısı oranında şeriatçı iddialarından uzaklaştırılmış olmasına karşın, bir demokrasi öğesi olmaktan çok uzaktır. Bu kitapta; şeriat, demokrasi, laiklik, tarikatlar, Diyanet, türban ekseninde İslamcı hareket ile devletin din politikaları irdelenmektedir. Yine aynı kapsamda, cami kışla geriliminde topluma dayatılan deli gömleğine Icarşı özgürlükçü bir laikliğin kurumsallaştırılabilmesi için yol haritası sunulmaktadır.

---------------------------------------------------

Demokrasinin Dayanılmaz Ağırlığı

Uzun yıllardan beri Türkiye, demokratikleşememenin dayanılmaz basıncı altında yaşıyor. Özellikle 12 Eylül sonrasında hak ve özgürlüklerini bilmeyen, bilse de savunamayan, acılarını birbirinin farklılıklarına saldırarak dindirmeye çalışan, mutsuzluğunu dine sığınarak veya milli böbürlenmelerle aşmaya çalışan, yaşadığı çağa ve dışındaki dünyaya yabancılaşmış garip bir topluluğa dönüştürülmüş durumdayız. Böylesi bir realitede, bu kitap, kuruluşunun üzerinden 84 yıl geçtiği halde Türkiye'nin hâlâ niye demokratikleşemediğine, hangi sorunlarda tıkandığına, nasıl demokratikleşebileceğine ve dış dinamiklerin bu tartışmada niye böylesine büyük bir önem kazanabildiğine dair açılımlaryapıp çözüm önerileri üretiyor.Kitabın iddiası o ki, demokratikleşemediğimiz müddetçe Türkiye, gerçek bir kalkınmayı başaramayacak, uluslararası politikada saygın bir konum elde edemeyecek, en temel yaralarımız olan adalet ve iç kardeşleşmeyi başaramayacaktır. Yine kitabın iddiası odur ki, gerçekte yurttaşların hak ve özgürlüklerine saygıda belirlenen yurtseverliğin, hak ve özgürlüklerimize karşı ideolojik bir saldırı aracı olarak kullanıldığı müddetçe demokrasi de kurumsallaşamayacaktır.Yakın geçmişte yaşadığımız ve yaşamaya devam ettiğimiz tıkanma noktalarını, tarihsel arka plan ve küresel çerçevesi içinde irdeleyip aşmanın olanaklarını gösteriyor. Bu anlamda elinizdeki kitap, Türkiye'de en çok gereksinim duyulan işe, yani demokrasiyi kazanma mücadelesine siyasal ve düşünsel düzeyde işlevsel bir katkı sunuyor.

---------------------------------------------------

 
YÖNETIM VE DENETIM KURULU

Baskan : Veli Kara Tel.:0033683559916
Mehmet Kul Tel:0041-78-9146227
Aziz Simsek Tel:0033-6-47395834
Hasan Terzi Tel:0033-6-30154688
Duran Terzi Tel:0033-6-76941286
Ali T. Güner Tel:0033-6-51954181
Halil Deniz Tel:0041-76-5644475
Seyit Cicek Tel:0033-6-95950065
Hüseyin Kul Tel:0049-163-1451471
Mustafa Isbilir Tel: 0041763417355
Dursun Isbilir Tel:0049-57-88193217
Halil Kul palta Tel.016096941016
Mustafa Colak Tel:0041612610200
Hasan Deniz Tel:0049-1625966698

Arkadaslarimizin sorumlu olduklari Ova´yi ögrenmek icin sayfamizin sol tarafinda "Nergele Vakfi" Butto´nuna basip orda "Yönetim ve denetim kurulu" adindaki alt sayfaya bakiniz.

Geçen 20 Yil boyunca emegi gecen, Vakfimizi bugüne tasiyan ve yönetimde yer alan bütün Nergele´lerimize en icten Tesekkürlerimizi sunuyoruz

Nergele Vakfi
Facebook beğen
 
 

Mehmet Kul son Kitapi cikti
 

 
Heute waren schon 203 ziyaretçi (535 klik) hier!